15 Mayıs 2011 Pazar

Gülümsemek Üzerine

Belki yanılıyorum ama düşünceme göre, herhangi bir kimse hakkında sadece gülüşüne bakarak karar verilebilir. Onun için hiç tanımadığımız birinin gülüşü daha ilk karşılaşmanızda hoşunuza giderse, karşınızdakinin iyi bir adam olduğunda tereddüt etmeyiniz. 

Ölü Evinden Anılar / Dostoyevski
Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.

Leo Tolstoy

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Eskiden insanların sırayla yaşayıp parayla düşündükleri bu dünya; şimdilerde para ile yaşanıp sıra ile düşündürten bir yer oldu.

Volkan Demirkol

3 Nisan 2011 Pazar

Aynı Kentte



Dedin, "Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır nereye kalkışsam;
...ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
Hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
Yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım."

Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda dolaşacaksın.
Aynı mahallede yaşlanacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma.

Bir gemi yok, bir yol yok sana
Değil mi ki, hayatına kıydın burada
Bu küçücük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.

Konstantin Kavafis

25 Kasım 2010 Perşembe

Mavi Boya

Yanlızca mavi boyam vardı ama buna rağmen av resmi yapmayı kafama koymuştum. Mavi bir ata binmiş mavi bir çocuk ve birkaç mavi köpek çizdikten sonra durdum. Mavi bir tavşan çizilip çizilemeyeceğini bilmediğimden babama danışmak için çalışma odasına gittim. Babam bir şey okuyordu ve "mavi tavşan var mıdır?" soruma, başını kaldırmadan "evet oğlum vardır." diye cevap verdi. Yuvarlak masaya döndüm ve mavi bir tavşan çizdim. Daha sonra bunu çalılığa dönüştürme ihtiyacı hissettim. Çalılığı da sevmedim ve onu da bir ağaca çevirdim, ardından ağacı ot yığınına, ot yığınını bir buluta. En sonunda bütün kağıdı mavi boyayla öylesine kirlettim ki, hışımla kağıdı yırttım ve koltuğa oturarak uykulu bir halde düşüncelere daldım.

Çocukluğum / Leo Tolstoy

A Story About Van Cliburn


I remember the famous story of Van Cliburn. He was a young and promising pianist. He was invited to play in Carnegie Hall. He came to New York, looking for Carnegie Hall. He met an elderly man in the street and asked him:  “How can I reach Carnegie Hall?” The man said: “Practice my boy. Practice, practice and practice...”

İzleyiciler